SALDIRGANLIK
Saldırganlık (aggression), bir başka kişiye fiziksel veya psikolojik zarar verme niyetiyle sözlü veya fiziksel davranışta bulunma şeklinde tanımlanabilir.
Saldırganlık, bazen eşanlamlı kullanılsa da, şiddet ve düşmanlıktan farklıdır. Şiddet terimi, daha ziyade fiziksel saldırganlıkla sınırlı olarak kullanılmaktadır. Saldırganlık, şiddet içermeyen yollardan da (Jestler. mimikler, eleştiriler, ironi, fantazmlar, vb.) kendini gösterebilir: Düşmanlık ise saldırganlığın daha ziyade tutumsal yanına tekabül etmektedir. Bir toplumda nelerin 'saldırgan', dolayısıyla 'suç' olarak niteleneceği, toplumun normlarına ve tolerans eşiğine bağlıdır.
Saldırgan davranışlar amaçlan bakımından farklılaşırlar. Bir diğerinin korku veya öfke yaratan saldırgan davranışlarına karşılık olduğunda savunucu saldırganlık, diğerine doğrudan zarar vermek amacını taşıdığında düşmanca saldırganlık (veya içtepisel saldırganlık), diğerine zarar verme niyeti olmadan, belirli bir amaca (bir takım imkân veya kaynaklara ulaşma, belirli bir statüyü koruma veya elde etme gibi) ulaşmak için yapıldığında araçsal saldırganlık söz konusudur.Saldırganlık konusundaki sosyal psikolojik araştırmalar, kitle iletişim araçlarının etkisi, aile içi şiddet, günah keçisi arayışı, gruplar arası düşmanlık ve Önyargılar konularında yoğunlaşmış görünmektedir.Literatürde, saldırganlık konusunda çeşitli yaklaşımlar görülmektedir: Biyolojik veya içgüdü temelli yaklaşımlar, engellenme-saldırganlık modeli, Öğrenme teorisi, bilişsel yaklaşımlar gibi.
TERK EDİLEN ÇOCUKLAR SALDIRGAN OLUYOR
Konya'da yetiştirme yurdunda kalan çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, küçük yaşlarda terk edilen ya da ailesi tarafından yurtlara verilen çocuklarda saldırganlık eğiliminin fazla olduğunu ortaya koydu.
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahin Filiz, öğrencisi ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Nur Feyzal Kesen ile birlikte Konya'da koruma ve bakım altında olan çocukların saldırganlık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yetiştirme yurtlarında kalan kız ve erkek öğrenciler üzerinde yaptıkları araştırmanın sonuçlandığını söyledi.
Araştırmada, uluslararası güvenirliliği ve geçerliliği bulunan ”Buss-Durkee” saldırganlık ölçeğini kullandıklarını ifade eden Filiz, bu ölçeğe göre sorulara alınan cevaplar doğrultusunda oluşan 18 puan ve altının normal kabul edildiğini bildirdi.
Filiz, araştırmaya dahil edilen kızların saldırganlık düzeylerinin 24.51 ile, erkeklerin ise 23.82 ile normal düzeyden (18 ve altı) fazla çıktığını belirterek, kızların erkeklere göre daha saldırgan olmasının ise dikkat çektiğini kaydetti.
Yetiştirme yurdunda kalanlardan küçük yaşlarda terk edilenler ile anne ve babası hayatta olanların saldırganlık düzeyleri arasında büyük farkın bulunmadığını dile getiren Filiz, şunları söyledi:
“Annesi yanında büyüyüp de yetiştirme yurdunda kalan çocukların genel saldırganlık puan ortalamaları 24.12, anneanne ve babaannesi tarafından büyütülenlerin 25.08 ve 0-6 yaş döneminde yurt ve yuvada kalan gençlerin saldırganlık düzey puan ortalaması ise 24.08 çıktı.
Burada, ailesi hayatta olmasına karşın, aile ortamından uzak ve sevgi ortamından yoksun yaşamın, gençlerin saldırganlık düzeylerini arttırıcı önemli bir etken olduğu ortaya çıkıyor.”
Araştırmada, çocukların yaşları büyüdükçe öfke ve saldırganlıklarının arttığının belirlendiğini dile getiren Filiz, sosyo-ekonomik imkanlardan ve ebeveynden yoksun olan çocuğun, kendini kabul ettirmek amacıyla çevreye karşı tepki ve davranışlarında artma gözlendiğini, zaman zaman toplumu suçladığının ve daha tepkisel olduğunun görüldüğünü bildirdi.
Köyde doğanlar daha az saldırgan
Yetiştirme yurdunda yaşayan çocukların doğum yerine göre saldırganlık düzeylerinde farklılıkların tespit edildiğini belirten Filiz, şunları kaydetti:
“İlçe ve şehirde doğan gençlerin saldırganlık düzeyleri köyde doğan gençlerden daha yüksek çıktı. İlçe ya da şehirde doğan gençler, otoriteye daha kolay başkaldırabilmektedirler. Şehir toplumunun birey üzerindeki denetimi köy toplumuna göre daha azdır. Buna karşın köyde birincil ilişkilerin daha yoğun olması, insanların diğer insanlar üzerinde denetiminin artması ve grup kontrolünü daha fazla hissetmesi de böyle bir sonucu doğurmuş olabilir.”
Kardeş sayısının bile saldırganlık düzeyinin artmasında önemli etken olarak ortaya çıktığını ifade eden Filiz, tek olan ya da 1 kardeşi bulunanların saldırganlık düzeyinin, 5 ve üzerinde kardeşi olanların saldırganlık düzeylerinden oldukça düşük bulunduğunu söyledi.
“Ben neden buradayım?”
Ebeveyni hayatta olanların saldırganlık düzeylerinin, olmayanlardan daha yüksek bulunduğunu belirten Filiz, “Ebeveyni hayatta olan çocuklar, kendisine 'ben neden buradayım?' sorusunu sorduğu için daha saldırgan olabileceğini tahmin ediyoruz. Araştırmada ebeveyni boşanmış olan çocukların saldırganlık düzeyleri de yüksek çıktı” dedi.
Kendini ifade edemeyip, iletişim kuramayan, sorunlarını kendi içinde çözmeye çalışan, boşaltım sağlayamayan çocukların giderek saldırganlaştığının tespit edildiğini de ifade eden Filiz, şunları söyledi:
“Yurt çalışanlarıyla sorunlarını paylaşanların saldırganlık düzeyleri oldukça düşük çıktı. Sonuçta yurt ve yuvalarda kalanların normalden daha saldırgan olduğu görülmüştür.
Yetiştirme yurdunda yeteri kadar personelin olmaması, profesyonel meslek elemanının ve profesyonelce yaklaşım tarzlarının uygulanmaması da bu çocukların saldırganlık puan ortalamalarının yüksek olmasına neden olabilmektedir. Sonuç olarak yurt çocukları kendileri ile ilgilenildiği sürece daha yararlı birey olarak yetişeceklerdir.”
SALDIRGANLIK KONUSUNDA ANNE VE BABAYA ÖĞÜTLER
Arzu edilmeyen bir davranış şekli olan saldırganlık, düşmanlık, hücum etmek ve yok etmek anlamı taşır. Çocuklarda ve gençlerde görülen aşırı saldırganlık organik bir rahatsızlık veya beyindeki bir tahribat sonucu olabilir. Genellikle ana-baba arasındaki tutarsız eğitim, çocuğun ana-baba tarafından aşırı şekilde korunması, üzerine aşırı düşülmesi, baskıcı eğitim veya aşırı ilgisizlikte çocuğun saldırgan bir tutum içine girmesine sebep olabilir.
Saldırgan çocuk her duruma hakim olmaya çalışır. İtme-kakma, ısırma, tekmeleme, tükürme, eşyaları sağa-sola atma, kırma-dökme, bağırıp-çağırma ve öfke nöbetleri gibi davranışlar gösterebilir.
1. Ana-baba ve öğretmen olarak çocuklara saldırganlık örneği olmayınız. Onların gördüğü, duyduğu veya fark ettiği yerlerde hiç bir zaman eşinize, arkadaşlarınıza ve bilhassa çocuklarınıza karşı saldırgan davranışlar göstermeyiniz.
2. Çocuğunuza her fırsatta topluma uymayan saldırganca yapılan davranışların zararını, topluma uyan davranışların yararlarını örneklerle anlatınız.
3. Saldırgan davranışlar karşısında vurdum duymazlık etmeyiniz, tolerans göstermeyiniz. Özellikle saldırgan olduğu zaman çocuğunuzun hiç bir isteğini yerine getirme yoluna gitmeyin, davranışlarının istenmeyen olduğunu gösteriniz.
4. Saldırgan davranışları dayakla cezalandırmayınız. Aksi takdirde çocuğunuzun veya öğrencinizin düşmanlık hislerini geliştirmiş olursunuz. Başka bir yer ve zamanda saldırganlık daha kötü şekilde patlama olarak ortaya çıkabilir.
5. Çocuklar öfkeli, gergin, heyecanlı iken onlarla tartışmayınız. Çünkü bu anda etkileme olmamaktadır. Çocuk sakinleşip hazır hale geldikten sonra davranışın mantıksızlığı ve akılsızca yapılmış olduğunu birlikte görüşünüz.
6. Çocukta saldırgan davranışlar hakim olduğu zaman onun boşalmasını sağlamak amacı ile çocuğa çekiçle bir çok şeyler kırması, makasla bir çok şeyler kesmesi, yumruklayacağı çeşitli oyun araçları vb. olanaklar sağlayınız. Bunlar çocuğun saldırgan yönlerini doyuracak ve biriken saldırganlık enerjisini zararsız şekilde sarf etmelerini sağlayacaktır.
7. Çocuklarınıza ve öğrencilerinize her yaşta beden, ruh ve zihin olgunluğuyla uyuşan çeşitli sorumluluklar vererek saldırganlığını olumlu şeyler yapmaya yöneltmeye çalışınız.
8. Saldırgan çocukları mümkün olduğu kadar grup etkinliklerine teşvik ediniz. Her fırsatta geniş grup etkinlikleri, faaliyetleri hazırlayarak çocuğunuza bu gruplarda en iyi yapabilecekleri görev ve sorumlulukları veriniz. Dolayısıyla elde edeceği başarı onun üstünlük elde etme, hakim olma, herkese varlığını hissettirme duygularını doyuma ulaştıracaktır.
9. Çocuklarınızın akla uygun ihtiyaçlarını ve isteklerini olanaklar ölçüsünde yerine getirmeye çalışınız. Lüzumsuz engeller koymayınız. Onların haklarına saygılı olduğunuzu her fırsatta gösteriniz. |